2011-11-10

Hastalık

Yalnızlık bir hastalıktır, yakalandın mı kurtulması zor olanlardan. Düşünceler aklını kurcalar durmadan. Yatar uyursun, bir süre sessizleşir ortalık, mola verirler düşünceler, uyandığında devam etmek için. Değişmez, kaldıkları yerden devam ederler.

Sevgilin olmuş, ev arkadaşın olmuş, karın / kocan olmuş. fark etmez. Yalnızlık hastalığına yakalandın mı kurtulamazsın. Yalnız değilmiş taklidi yaparsın ha bire.

Sıkılmadan yalnız yaşayabilen bir varlık haline dönüşürsün farketmeden. Kimse farketmez. Sen bile. En büyük hobin evde tek başına yatağa girmeyi arzulamak olduğunda ise çok geç olmuştur. Bulaşıcı değildir, yalnızlık bulaşamaz kimseye, paylaşılmaz.

2010-08-09

defol!

Ben kapıyı çarpıp çıkarken uyuyor muydun sen? Evet, hem de mışıl mışıl. Ya da hiç olmadın.

Ben kapıyı çarpıp giderken belki de arkamda kimse yoktu.

Belki de en başından beri yalan söyledin; beni aramıyordun; yakıtı bitmiş bir gemiydin sığılacak bir liman arıyordun. Bense daha yüzünü, ismini, yerini bilmediğim birine yazdığımı sanıyordum. Yazdıklarımı da çaldın! Artık yazamıyorum eskisi gibi…

Ben kapıyı çarptım çıktım; sen kaldın: limansız. Okyanusa açılan akarsuyun bitişinde seni içeriye sürükleyecek bir rüzgar bekleyerek. Arkanda fırtınalar da kopsa hiçbiri seni umursamayacak ve kalacaksın o engin dalgaların arasında: bir yukarı, bir aşağı…

Bir sigara, bir bardak su ve yıldızlar yeter bana. Sen kim oluyorsun da beynimi sızlatabiliyorsun hala?

İsmini ağzıma almak bile dilimi uyuşturmaya yetiyorken defolup gidemedin hala beynimden.

Ben kapıyı çarpıp çıktım, arkada sen kaldın yani hiç!

Location:İçerenköy Carrefour,Istanbul,Turkey

2010-06-18

Işıklar

Bütün ışıkları söndürdüm bu gece. Yıldızları da… Görmesin kimse ağladığımı, parlamasın gözyaşlarım uzaktan. Yakından da… Gittiğini duymasın kimse, kaymasın hiç bir yıldız senin adına. Bir ben bileyim bir de gözyaşlarım. Yalnızlığımı bir ben bileyim. Sensiz geçen gecelerin kıymetsizliğini bir ben bileyim.

hiç!

Az önce baktım bulutlara. Ne sen varsın ne de yağmur. Aralı penceremden içeri giren hafif bir esinti sadece. Ne hüzün, ne neşe; boşluk sadece. Ne ağrıyan kemikler oldu ne de yürek sızısı, hayal sadece. Gece dönerken gündüze baktım sadece. Kaçtın gittin bu diyarlardan arkanda beni bıraktın sadece.

2010-04-18

PHP İçin Taze Kan: Nginx

LAMP dediğimiz dörtleme (Linux + Apache + MySQL + PHP) pek çok konuda ihtiyaçlarımızı karşılar düzeydeydi şimdiye kadar. Ancak son birkaç yılda olan gelişmeler bu dört kardeşin birbirinden ayrılmasının daha iyi sonuçlar vereceği yönünde. Özellikle Apache tarafında performans iyileştirmelerinin pek tatmin edecek seviyelerde olmaması bunun en büyük sebebi olarak düşünülebilir.
Gerçekten büyük ve ziyaretçi sayısı çok yüksek olan projelerle uğraşanlar, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Bu tür projelerde neredeyse hiçbir şey paketten çıktığı gibi işinize yarar halde bulunmaz. Sistemi en optimum şekilde çalıştırmak ve elinizdeki donanımı en verimli şekilde kullanmak için pek çok drumuda paketten çıkan ayar dosyaları işinize yaramayacaktır. Bunlar üzerinde (bazen günlerce) zaman harcamanız gerekebilir. Ancak öyle durumlar olur ki; bu ayar dosyalarıyla oynamak da çözüm getirmeyecektir, kullandığınız uygulamanın kaynak kodlarına dahi bulaşmanız gerekebilir (özgür yazılım kullanmanın faydaları).
Konumuza dönersek; bir proje için LAMP dörtlüsünü kullanmaya karar verdiğinizde bu projenin ne kadar büyüyebileceğini baştan tahmin etmeniz sizin için yararlı olacaktır. Bu dörtlüde Apache dışında kalanlar (Linux, MySQL ve PHP) bu yazının konusu olmadığından doğrudan web server (Apache ve Nginx) değerlendirmesine geçelim.
Şirket sunucularımızda bir yıldan fazla süredir Nginx’i hem yük dengeleyici (load balancer) hem de web server (PHP FastCGI) olarak kullanıyoruz ve şimdiye kadar da herhangi bir ciddi problemle karşılaşmadık. Apache ile karşılaştırmasını maddeler halinde aklıma geldiğince yazayım:
  • Apache hakkında piyasada Türkçe ve İngilizce çok fazla doküman bulabilirsiniz. Bu Apache için bir artı sayılabilir. Nginx için ise -çoğu durumda- maalesef kendi Wiki’si ile idare etmek zorunda kalabilirsiniz. Türkçe olmasa da pek çok konuda size yardımcı olacaktır.
  • Apache’nin tarihi Nginx’e göre çok daha uzun olduğundan Apache hakkında tecrübe sahibi insanları (destek için) bulmanız daha kolay olacaktır.
  • Apache için piyasada yüzlerce modül varken Nginx için bunu söylemek -şimdilik- zor.
  • Apache thread-pool desteklemesine rağmen PHP ile kullandığınızda maalesef bu güzelliğinden faydalanamıyor, prefork kullanmak zorunda kalıyorsunuz (PHP thread-safe bir yapıya sahip olmadığından).
  • Apache, Nginx’e göre çok daha fazla bellek ve işlemci gücü harcar.
  • Ayar dosyaları Nginx’e göre daha karmaşık ve zordur. Nginx ise çok daha basit bir sözdizimi sunar ayar dosyalarında.
  • Apache’de her dizin için ayrı ayrı .htaccess dosyaları ile ayar yapmanıza izin verirken, Nginx tarafında bu ayarları kendi ayar dosyasından yapmanız gerekir, .htaccess veya benzeri bir şeyi desteklemez (ya da ben bulamadım).
  • Nginx’in kendinden gelen (veya Apache gibi modülle gelen) bir PHP desteği maalesef buunmuyor. Bunun için FastCGI kullanmak zorundasınız (bu bir artı mı yoksa eksi mi karar veremedim açıkçası).
  • Nginx her durumda Multi-Threaded çalıştığından SMP desteği Apache’ye göre çok daha iyidir. Bu sayede bilmem kaç çekirdekli bilmem kaç işlemcisi olan sunucularınızı Nginx ile daha verimli kullanabilirsiniz.
Bir sonraki yazıda PHP FastCGI ile birlikte Nginx’i nasıl yapılandıracağımızdan bahsedeceğim.

2009-10-12

ilahi aptitude...

cafer@yuppie:~$ aptitude moo
Bu uygulamada Sürpriz Yumurta yok.
cafer@yuppie:~$ aptitude -v moo
Bu uygulamada gerçekten Sürpriz Yumurta yok.
cafer@yuppie:~$ aptitude -vv moo
Sana bu uygulamada Sürpriz Yumurta olmadığını söylememiş miydim?
cafer@yuppie:~$ aptitude -vvv moo
Kes şunu!
cafer@yuppie:~$ aptitude -vvvv moo
Tamam, tamam, sana bir Sürpriz Yumurta verirsem gidecek misin?
cafer@yuppie:~$ aptitude -vvvvv moo
Tamam, sen kazandın.

                               /----\
                       -------/      \
                      /               \
                     /                |
   -----------------/                  --------\
   ----------------------------------------------

cafer@yuppie:~$ aptitude -vvvvvv moo
Bu da ne? Yılan tarafından yenen bir fil tabii ki.
cafer@yuppie:~$

2009-09-08

Gel Sen de Chrome Kullan

Çıkartmıyor sesini avaz avaz
Geliştiriliyor hızlı mümtaz
Mozilla yolları hep ayaz
Gel sen de Chrome kullan

Linux sürümü de oldu kararlı
Flash desteği oldu mantıklı
Zaten Opera da yandan çarklı
Gel sen de Chrome kullan

Webkit’le Safari’nin aynısı
Hem çok daha hızlısı
Olacak heryerde yansısı
Gel sen de Chrome kullan

Uydur siteni Chrome’a
Çalışsın sorunsuz iPhone’da
Mozilla düşünsün kara kara
Gel sen de Chrome kullan

Firefox Firefox dedikleri
Sanki açar sayfaları ani
Beğenmez Mozilla bile kendi
Gel sen de Chrome kullan

Hiç konuşmadık IE’den
Boş ver adam olmaz IE’den
Okunmaz esamesi Chrome varken
Gel sen de Chrome kullan

Chrome’dan başkası yalan
Bu gerçeği ne zaman kavran?
Şair der ki; illa ki kullan
Gel sen de Chrome kullan

2008-10-16

Sanat

Uzun ve yorucu yolculuklarda düşünürdüm seni, konuşurdum seninle. Uzun uzun sohbetler, hayalimde… Kelimelerin tükendiği yerde ise yalnızca sen olurdun, ve ben… Ne dünyayı umursamak, ne de yolun nihayetini düşünmek olurdu aklımda. Sen olurdun yalnızca ve ben… Kimsenin duyamayacağını bilsem bile avazım çıktığı kadar bağırarak ismini söylemek gelirdi içimden. Oysa tek amacım hissettiklerimi hissetmeni sağlamaya çalışmak. Öyle muazzam bir sevgi ki bu; her bir cümle birer edebi eser, her bir kare resmedilmesi gereken… Kusursuz bir sanat eseri… İki kişinin birlikte düşünebilme yeteneği…
Sömürgeleşmiş toplumların tepkisizleşmesi gibi vurdum duymazlık patikasında yürüyordum aheste… Yollarımızın kesiştiği yerde öyle birşey vardı ki… Tepkisiz kalmanın imkansızlığını gördüm; seni… Ulaşamama korkusu sardı sonra. İşte böyle çıktım patikadan. Daha kavuşamadan sensizlikten endişe etmeyi öğrendim, ip üzerinde marjinal yaşamayı da… Şimdi sıra sende; ya bir ışık göster ya da kus nefretini. Yeter ki çabuk olsun. Haydi söyle şimdi; var mısın ip üstünde uçları yaşamaya? Var mısın limanda hala bekleyen, paslanmaya terk edilmiş gemiyi kudurmuş okyanus dalgalarında sallamaya? Sonu izdivaç olan bir yola çıkmaya hazır mısın?

2008-10-15

Mum Alevi

Karanlığı aydınlatan minik bir mum alevi gibisin, yeterince narin ve gerektiğinde güçlü… Sen umursamamak dersin, ben korkmak… Sen utanmak dersin, ben incitmemeye çalışmak… Sen yangın olup coşmak istersin, ben ölümüne o mumun zarafetini korumak… İşte korkuyor görünmem hep bundan. Ne derin sularda inci tanesi aramak kadar heyecanlı, ne de tepkileri anlık verebilecek kadar hızlıyım. İşte bu yüzdendir hep duygumu gömülü yaşamaya çalışmam, her ne kadar beceremesem de… Muhteşemliğini asla gölgelemeyeceğini gördüğüm kırıp kıpırlığındı beni etkileyen. Söylemeye varmıyor dilim, yazamaz oldu kalemim… Sessiz ve sensiz bir kalabalığın icinde ismini bağıra bağıra söyleyecek kadar çılgın, bir mum alevini fırtınadan koruyabilecek kadar seni kabullenmişim. Daha ne bekliyorsun; koş ve coş… Bağır avazın çıktığı kadar ya da duyanların kulaklarını sağır edebilecek kadar sessiz çığlıklarınla coş.